Gezgin Röportajları Serimiz Başladı! “Öykü’nün Öyküleri”

Öykü ve eşi Umur pırıl pırıl hayalleri olan gezgin bir çift… Biz onlara yukardaki bu fotoğraf karesi ile ulaştık. Bu sayede merak ettik, takip etmeye başladık ve sonunda gezmekten vakit buldukları bir anda yakaladık!

Hayallerimizin peşinden koşmayı unutup risk almaktan korktuğumuz şu günlerde, gezmek uğruna çalıştıkları işlerinden vazgeçip hayallerini kovalayan gezgin çiftimizin hikâyesini bir de onlardan dinleyelim…

Hem çok samimi hem de okudukça çok şey öğrendiğimiz bir instagram hesabınız var. Nasıl başladı bu macera, ne zamandır birlikte geziyorsunuz?

Aslında seyahate olan tutkumu çocuk yaşlarda keşfetmiştim. Kuşadası’nda doğup büyüdüm. Hem ailemin işi hem de yaşadığımız yer sebebiyle çok farklı milletlerden ailece görüştüğümüz dostlarımız vardı. Bu da küçük yaşta gezegenin her noktasında çok farklı kültürlere ait hayatlar olduğunu keşfetmemi sağladı. Bu keşif sonrasında on yıl kadar profesyonel olarak dans ettiğim dünya birincisi bir dernek olan KUFAD aracılığıyla dans festivallerine katılarak ilk yurt dışı deneyimimi yaşadım ve dünyanın bir ucundan gelen insanlarla aynı sahneyi paylaştım.

Daha sonrasında bireysel olarak birkaç ülkeye gittim ama seyahati iliklerime kadar hissetmem ve bu gezme zehrinin kanıma karışması eşim, seyahat partnerim Umur ile tanışıp evlenmemden sonra şimdiki formunu aldı diyebilirim. 2 yıldır birlikte yollardayız.

Fırsat bulduğumuz her an demeyeceğim çünkü o fırsatı, hayatımızı seyahate odaklı yaşayıp her durumu şansa dönüştürerek, yani kendimiz yaratarak geziyoruz. Bütçemiz, harcamalarımız hepsi seyahate gerekli bütçe ve zamanı yaratmak için diğer isteklerimizi bir kenara koyarak hatta belli bir noktadan sonra o isteklerin önemsizliğini fark ederek onlardan vazgeçme şeklinde sonuçlanıyor.

Şimdiye kadar bu şekilde 23 ülke 63 şehre ayak bastık. Planlı seyahatlerimiz için heyecandan yerimde duramıyor, spontan oluşacak şu an bilmediğim seyahatler içinse adeta deliriyorum. Bunu da instagram aracılığıyla insanlarla paylaştıkça onların da bu heyecanıma ortak olması beni inanılmaz motive ediyor. Elimden geldiğince sorulan her soruya destek olmak, açıklayıcı ve yol gösterici bilgiler vererek onlarla birlikte gezmek istiyorum.

Bir röportajınızda bahsetmiştiniz, hikâyenizin en önemli parçalarından biri de birlikte yaşayabileceğiniz en güzel ülkeyi aramanız… Bulabildiniz mi?

Yaklaştığımız yerler oldu, ancak henüz “o” yeri bulabildiğimizi söyleyemem. Aslında bizim amacımız, bir ülke bulup sonsuza dek orada yaşamaktansa, Dünya’nın bütün ülkelerini görüp deneyimlemek ve en son içlerinden birini seçmek. Az önce hayatımızı şekillendirmekten ve değiştirmekten bahsetmiştik. İşlerimizi seyahat tutkumuza göre şekillendirmek üzere verdiğimiz bu radikal kararlar bize seyahatlerimiz için büyük esneklik olanağı sağlıyor. Dolayısıyla nihai amacımız olan yaşayabileceğimiz en güzel ülkeyi bulma yolunda daha büyük bir adım atmış oluyoruz.

Çift olarak gezmek ilk başlarda zor geldi mi? Fikir ayrılıkları, rotayı belirleyememe ya da ortak karar vermede yaşanılan sorunlar?

Mükemmel çift tablosu çizmek için demiyorum ama rota anlamında çok sorun yaşadığımızı söyleyemem. Umur, benim gibi kontrol manyağı biriyle başa çıkma konusunda uzman oldu diyebilirim. Tabii gidilecek yerlerin belirlenmesi konusunda bazen talep ayrılıklarına düşüyoruz. Mesela Umur, gidilmesi daha zor ve fiziksel olarak şartları sonuna kadar zorlayacak ama gidildiğinde de ödülü büyük yerleri tercih ediyor.

Onun haricinde bazen seyahat sırasında sürtüşmeler yaşamıyor değiliz. Bu gibi anları geride bırakıp hiç olmamış gibi davranmaktansa konunun üzerine gidip orada çözmeye çalışmakta fayda var. Sürtüşme gibi gözükse de, bu tür diyaloglar ilişkideki iletişimi çok daha kuvvetlendiriyor.

Yaşayabileceğiniz en güzel ülkede olması gereken en önemli şey ne? Doğası mı, iş olanakları mı, sosyal hayatı mı?

Bunların hepsi çok önemli şeyler elbette. Aradığımız; İstanbul’dan daha kompleks, daha metropol bir yer değil. Dolayısıyla iş olanakları şu anda sahip olduğumuz gibi olmak zorunda değil. Doğa ve sosyal hayat da çok önemli kriterler arasında. Bir şehri ya da ülkeyi otantik yapan çarşısı pazarı, oranın yerli insanının birbirine ve ülkedeki yabancılara nasıl davrandığı, günlük hayatın içerisinde kendinize ne kadar yer bulabildiğiniz gibi daha elle tutulamayan şeyler. Şehrin dokusu, tarihi ve ayak bastığınızda her zaman tarif edemediğiniz o hissiyat da insanı oraya bağlayan şeyler arasında. Ama her şeyden önce bir ülkeyi ya da şehri insanıyla değerlendirmek gerekiyor.

Bildiğimiz kadarıyla hayalleriniz uğruna çalıştığınız işlerinizden istifa edip yepyeni hedefler belirlediniz. Bu süreci biraz anlatır mısın?

Şimdiye kadarki tüm seyahatlerimizi; hafta sonlarını, bayram tatillerini ve yıllık izinleri en verimli şekilde değerlendirerek tasarladık. Ancak bir süre sonra canımızın istediği her an seyahate çıkamadığımızı fark ettik. Bunun üzerine hayallerimizin önündeki sınırları kaldırmak için ikimiz de aynı gün işimizden istifa ettik. Tabii ki bu o gün verilmiş bir karar değil; hayatta istediğimiz özgürlüğe kavuşabilmek için aylardır yaptığımız planların doğal bir sonucuydu.

Umur, Hindistan’daki büyük bir markanın Türkiye ülke müdürü olarak home-office çalışmaya başladı. Bense hiç bilmediğim bir alanda meslek sahibi olmak ve kendi işimi yapabilmek üzere bazı sınavlara girdim ve kazandım. 2 sene sonra mali müşavir olarak kendi ofisimi işletiyor olacağım. Tabii ki sonsuz özgürlük diye bir şey yok; ama kurumsal hayatın bize çizdiği sınırları baya yıktık diyebilirim. Böylece artık seyahatlerimize daha fazla vakit ayırabilecek ve neredeyse dilediğimiz zaman seyahat edebileceğiz.

Seyahat planlarınızı nasıl belirliyorsunuz?

Evimizde asılı bir tahtamız var. Üzerinde Öykü & Umur Bucket List yazıyor. Bu listede yaşam boyu gerçekleştirmek istediğimiz en temel hayallerimiz var. Seyahat planımızı oluşturan temel rotalarımız bunun üzerinden başlıyor. Hemen hemen her gün uyandığım gibi uygun bilet bulabilmek için uçak bileti araştırıyorum. Çoğunlukla da hep çok ucuz biletler alarak geziyorum çünkü bir seyahatin en masraflı kısmı ulaşım olduğundan bunu halletmek tüm geziyi daha hesaplı hale getiriyor.

Tüm uçak, otel, gezi planlaması bende. Umur çoğunlukla o ülkeye adım atana kadar hiç birinden haberdar olmuyor. Gezi sırasındaki Vlog çekimlerimiz, fotoğraflar ise onun uzmanlık alanı. Seyahat tasarımımızda geziye ait görev paylaşımımız bu şekilde diyebilirim. En eğlenceli yanı ise eve döndüğümüzde dünya haritamızda gittiğimiz ülkeyi kazımak, bucket listimizde üzerini çizmek. Evet! Bir hayal daha gerçek oldu diyebilmek…

Paylaşım yaptığın yerlerde kendini hep orta direk gezgin olarak tanıtmışsın, biraz bahsedebilir misin?

Biz ne sırt çantamızla hostellerde kalıp en alt limitlerde gezen insanlarız ne de lüks otellerde inanılmaz pahalı seyahatleri tercih edenlerdeniz. Aslında sırt çantasıyla yola da çıkabiliriz veya lüks bir yerde de kalabiliriz. Ama kalıplara koymak istemiyoruz seyahat anlayışımızı. Sen gibi o gibi seyahat tutkusu peşinde Dünya’yı turlayan insanlarız. Orta bütçelerle en güzel keşifler peşinde koşuyoruz.

Gezerken yaptığınız belirli bir ritüeliniz, biriktirdiğiniz, sakladığınız şeyler var mı?

Gezdiğimiz her ülkede oranın yerlisi insanlarla tanışıp iki çift laf etmeye ve hayata bakış açılarını anlamayı seviyoruz. Olmazsa olmazımız gün batımı. Mutlaka ayak bastığımız ülkede bir köprü altı, bir nehir, bir okyanus, bir şehir manzarası bulup şarabımızla gün batımı yaparız. Gün batımlarını biriktirmek benim en büyük hayalim.

Mutlaka dediğiniz yol müziğiniz?

Özellikle road triplerde tadından yenmiyor ama evet her seyahatte dinlediğimiz şarkı La Yegros’tan Viene De Mi.

Yakında planladığınız bir rota var mı?

Planlı seyahatlerimiz arasında Ekim ayında Japonya’da Tokyo, Osaka, Kyoto temelinde uzak doğuyu keşfetmek ve Aralık’ta Güney Afrika’da Cape Town’a ayak basarak Afrika’ya ilk kez merhaba demek. Lakin bir hafta önce karar verdiğimiz 8 ülke 12 şehir 4000 km den oluşan Balkanlar road trip imiz plansız bir şekilde bunların önüne geçti. 10 gün boyunca arabayla sağlam bir rota yapacağız.

Öykü’nün bloğuna göz atmanızı tavsiye ederiz: www.oykununoykuleri.com/

Sorularımızı içtenlikle yanıtladığınız izin FilGezi olarak çok teşekkür ederiz… Keyifli geziler!

Written By
More from Nil Koza

Gezgin Röportajları Serimiz Başladı! “Öykü’nün Öyküleri”

Öykü ve eşi Umur pırıl pırıl hayalleri olan gezgin bir çift… Biz...
Read More

1 Comment

  • Yaşanabilecek en iyi yer maddi olanakları en iyi olan yerdir. En azından orta yaşta iken böyle. İlerde Finlandiya’dan emekli olursam bütün emekli Avrupa’lılar gibi gidip parayı sıcak ülkelerde yiyecez inşallah 😂😁

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir