Bazı kütüphaneler yalnızca kitapların saklandığı yerler değil; mimarileri, koleksiyonları ve sıra dışı hikayeleriyle başlı başına görülmeye değer yapılar. Dünyanın farklı köşelerinde, sarayı andıran görkemli salonlardan, geleceğin kütüphanelerine kadar birbirinden ilginç örneklerle karşılaşmak mümkün. Üstelik bazılarında kitapları yarasalar koruyor, birinin tam ortasından iki ülke arasındaki sınır geçiyor, bir başkasındaki eserleri okumak içinse 2114 yılını beklemek gerekiyor. Bu yazıda geçmişten günümüze uzanan, kimi güzelliği kimi de hikayesiyle şaşırtan dünyanın en ilginç kütüphanelerini bir araya getirdik.
Admont Abbey Library – Avusturya

Avusturya Alpleri’nin ortasındaki Admont Manastırı’nda yer alan bu görkemli kütüphane, dünyanın en büyük manastır kütüphanesi salonuna sahip. 1776’da tamamlanan yaklaşık 70 metre uzunluğundaki salon, beyaz ve altın renkli Barok süslemeleri, yedi kubbeyi kaplayan freskleri ve tavana kadar uzanan kitaplıklarıyla adeta bir sarayı andırıyor.
Kütüphanenin en ilginç ayrıntılarından biri ise kitap raflarının arasına ustaca gizlenmiş kapılar. Admont Manastırı’nın koleksiyonu yaklaşık 200 bin eserden oluşurken, bunların yaklaşık 70 bini bu enfes kütüphane salonunda bulunuyor.
Strahov Library – Çekya

Prag’daki Strahov Manastırı’nın içinde yer alan kütüphane, birbirinden farklı iki görkemli salonuyla dikkat çekiyor. 17. yüzyıldan kalma Barok Teoloji Salonu; freskli tavanı, süslü ahşap rafları ve tarihi küreleriyle öne çıkarken, iki kat yüksekliğindeki Felsefe Salonu tavana kadar uzanan ceviz kitaplıklarla bezeli.
Yaklaşık 200 bin ciltlik koleksiyona sahip Strahov’da ayrıca eski el yazmaları, nadir baskılar ve doğa tarihi örneklerinin sergilendiği bir “Merak Kabinesi” de bulunuyor. Burayı özel kılan bir diğer detay ise koleksiyonunda 9. yüzyıla tarihlenen Strahov İncili’ni de barındırıyor olması.
Biblioteca Joanina – Portekiz

Coimbra Üniversitesi’nin tarihi yapıları arasında yer alan Biblioteca Joanina, 18. yüzyıldan kalma, oldukça gösterişli bir Barok mimari örneği.
1728’de tamamlanan kütüphanenin altın varaklarla süslü raflarında, 16. ve 18. yüzyıllar arasına tarihlenen yaklaşık 60 bin kitap bulunuyor. Ancak Joanina’yı asıl sıra dışı yapan sakinleri: Yaklaşık 250 yıldır kütüphanede yaşayan yarasalar, geceleri ortaya çıkarak kitaplara ve antika mobilyalara zarar verebilecek küçük böceklerle besleniyor. Bu ilginç koruma yönteminin küçük bir bedeli de var; kütüphanede çalışanlar her akşam değerli ahşap masaları yarasa dışkısından korumak için özel örtülerle kaplıyor, sabahları ise kütüphane yeniden temizleniyor.
Hem yarasaları hem de görkemiyle kesinlikle dünyanın en ilginç kütüphanelerinden birisi.
Trinity College Old Library – İrlanda

Dublin’deki Trinity College’ın 18. yüzyıldan kalma Old Library’sinin en etkileyici bölümü, yaklaşık 65 metre boyunca uzanan “Long Room”. Meşe kitaplıkları, tonozlu tavanı ve koridorun iki yanına sıralanan mermer büstleriyle kütüphanenin simgesi haline gelen bu salon, yaklaşık 200 bin tarihi kitaba ev sahipliği yapıyor.
Ancak kütüphanenin en değerli hazinesi, yaklaşık 800 yılında hazırlanmış olan “Book of Kells”. Dört İncil’i içeren ve son derece ayrıntılı çizimlerle süslenen el yazması, Orta Çağ kitap sanatının günümüze ulaşan en önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
Bu muhteşem yapının tahmini 2027 sonlarına doğru kapsamlı bir restorasyona gireceğini not düşelim.
Hazır kitaplardan, kütüphanelerden bahsederek ülke ülke dolaşıyorken şuraya Avrupa’nın en güzel 10 küçük kasabası yazımızı ekleyelim. Belki güzel bir kasabayla nefis bir kütüphane keşfini aynı gezide birleştirmek istersiniz.
Real Gabinete Portugues de Leitura – Rio de Janeiro

Rio de Janeiro’nun merkezindeki Real Gabinete Portugues de Leitura, 1837’de şehirde yaşayan 43 Portekizli göçmen tarafından, kitap ve bilgiye erişimi artırmak amacıyla kuruldu.
Dünyanın en güzel 4. kütüphanesi seçilen yapı bugünkü haliyle 1887’de açıldı. Yaklaşık 30 metre yüksekliğindeki salonun duvarlarını kaplayan kitaplıklarda yaklaşık 350 bin eser bulunuyor. Vitray tavandan süzülen ışık, dev avize ve tavana kadar uzanan altın işlemeli, koyu renkli ahşap raflar buraya adeta bir katedral görünümü veriyor.
Ufak bir okuma salonundan nefes kesici bir mimari yapıya ulaşan bu tarihi kütüphane, Brezilya’da Portekiz kültürünü böyle görkemli bir şekilde temsil etmesiyle de önemli bir yere sahip.
Bibliotheca Alexandrina – İskenderiye

Antik dünyanın en ünlü bilgi merkezlerinden İskenderiye Kütüphanesi’nin mirasını yaşatmak amacıyla kurulan Bibliotheca Alexandrina, 2002’de İskenderiye’de açıldı.
Denize doğru eğilmiş dev bir güneş saatini andıran yapının en etkileyici kısmı, 7 kata yayılan teraslı okuma salonları. Yaklaşık 2 bin kişinin aynı anda kullanabildiği bu dev alanın tavan tasarımı hem gün ışığından yararlanabilecek hem de bu ışığın kitaplara ve el yazmalarına zarar vermeyeceği şekilde hayata geçirilmiş.
Bibliotheca Alexandrina yalnızca bir kütüphane de değil; müzeleri, sergi alanları ve el yazması koleksiyonlarıyla antik İskenderiye’nin bilim ve kültür merkezi olma fikrini günümüze taşıyan önemli bir kompleks. Mimari yapısı, kuruluş amacı ve dünyanın bilinen yazı sistemlerinin çoğunun sergilendiği dış duvarlarıyla kesinlikle dünyanın en ilginç kütüphanelerinden biri.
Biblioteca Vasconcelos – Mexico City

Mexico City’de 2006 yılında açılan Biblioteca Vasconcelos, alışılmış kütüphane düzenini tamamen tersine çeviren mimarisiyle dikkat çekiyor.
Devasa ana boşluğun iki yanında katlar boyunca yükselen çelik kitap rafları zemine oturmak yerine yapının taşıyıcı sistemine asılmış. Köprüler ve yürüyüş yollarıyla birbirine bağlanan raflar bu nedenle havada süzülüyormuş gibi görünüyor.
Kütüphanenin bir diğer şaşırtıcı parçası ise tam ortasında asılı duran 11 metreden uzun gerçek bir gri balina iskeleti. Meksikalı sanatçı Gabriel Orozco’nun, okyanusu andıran desenlerle bir sanat eserine dönüştürdüğü iskelet, yaklaşık 600 bin kitabın bulunduğu bu sıra dışı yapının simgesi haline gelmiş durumda.
Tianjin Binhai Library – Çin

2017’de açılan Tianjin Binhai Library, dalga gibi yükselen bembeyaz rafları ve merkezindeki dev küreyle dünyanın en sıra dışı modern kütüphanelerinden biri. “The Eye” adı verilen küre aslında bir oditoryum; dışarıdan bakıldığında binanın oval açıklığıyla birlikte dev bir göz görünümü oluşturuyor.
Basamaklara, oturma alanlarına ve tavana dönüşerek devam eden raflar, kütüphaneye adeta sonsuz bir kitap denizi görünümü veriyor. Ancak fotoğraflardaki -özellikle tavana yakın kısımlardaki- kitapların hepsi gerçek değil. İnşaat sırasında üst raflara erişim sağlayacak bölümlerin plandan çıkarılması üzerine, ulaşılamayan raflara kitap sırtı görüntüleri basılmış alüminyum paneller yerleştirilmiş.
Stuttgart City Library – Almanya

Stuttgart’ın merkezinde yükselen Şehir Kütüphanesi, dışarıdan bakıldığında 40 metre yüksekliğinde, gri ve son derece sade bir küpü andırıyor. İçeri girildiğinde ise yapı tamamen değişiyor: Merkezinde “Heart” adı verilen, dört kat yüksekliğinde ve neredeyse tamamen boş bırakılmış bir alan bulunuyor. Bunun etrafında yükselen bembeyaz okuma galerileri ise ters bir piramit gibi kat kat genişliyor.
Gündüz gri görünen küp yapı, hava karardığında parlak mavi ışıkla aydınlanıyor.
Haskell Free Library – ABD

ABD’nin Vermont eyaleti ile Kanada’nın Quebec Bölgesi arasındaki sınırın tam üzerine kurulan Haskell Free Library & Opera House, aynı anda iki ülkede bulunabileceğiniz ender yapılardan biri. 1904’te tamamlanan bina, sınırın iki tarafında yaşayan toplulukları bir araya getirmek amacıyla özellikle bu noktaya inşa edilmiş. Binanın zemine çizilen bir hatla hangi noktada ülke değiştirdiğinizi görebiliyorsunuz.
Kitapların büyük bölümü Kanada tarafında yer alırken, üst kattaki opera salonunda seyircilerin çoğu ABD’de oturuyor ve Kanada’da bulunan sahneyi izliyor. İki farklı adresi ve posta kodu bulunan kütüphane binasına dışarıdan bakıldığında da uluslararası sınırın kayalarla işaretlendiği görülebiliyor.
George Peabody Library – ABD

Baltimore’daki George Peabody Library, içeri girildiğinde bir kütüphaneden çok dev bir kitap katedralini andırıyor. 1878’de açılan okuma salonunun çevresinde, zeminden yaklaşık 19 metre yükseklikteki cam tavana kadar uzanan beş katlı, dökme demir balkonlar sıralanıyor.
Siyah-beyaz mermer zemini, ince sütunları ve altın detaylı korkuluklarıyla ünlü salon, 300 binden fazla kitaptan oluşan tarihi bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Koleksiyonun büyük bölümünü 18. ve 19. yüzyıl eserleri oluşturuyor.
Aynı anda hem zarif hem de görkemli bir görüntüye sahip olan kütüphane, George Peabody’nin bilgiye ulaşmak isteyen herkesin ücretsiz yararlanabileceği bir yer yaratmak istemesiyle hayata geçirilmiş.
Beitou Public Library – Taipei

Taipei’nin yemyeşil Beitou Parkı’nın içinde, ağaçların arasına gizlenmiş Beitou Public Library, uzaktan büyük bir ahşap evi ya da gemiyi andırıyor. 2006’da açılan yapı, Tayvan’ın ilk “yeşil kütüphanesi” olmasıyla tanınıyor. Çatısındaki güneş panelleri elektrik üretirken, eğimli çatıda toplanan yağmur suyu bitkilerin sulanması ve tuvaletlerde kullanılmak üzere geri dönüştürülüyor.
Büyük pencereler sayesinde okuma salonları çevredeki parkla bütünleşiyor ve böylece kütüphane, adeta ormanın içinde kitap okuma hissi yaratıyor.
El Escorial – İspanya

Madrid yakınlarındaki San Lorenzo de El Escorial Manastırı’nın içinde bulunan Kraliyet Kütüphanesi, 16. yüzyılda Kral II. Felipe tarafından kuruldu. 54 metre uzunluğundaki ana salonun tonozlu tavanı Rönesans freskleri ile kaplı, rafların arasında ise haritalar, küreler ve astronomi aletleri bulunuyor.
Ayrıca kütüphanede farklı renkler salonun görsel bütünlüğünü bozmasın diye kitapların sayfa kenarları altınla kaplanmış ve raflara sırtları duvara, yaldızlı kenarları dışarı bakacak şekilde yerleştirilmiş. Ahşap detaylar, freskler ve altın yaldızların yarattığı atmosfer son derece ihtişamlı.
Future Library – Oslo

Oslo’daki Future Library, raflarında geçmişin kitaplarını saklamak yerine geleceğin okurlarını bekleyen sıra dışı bir kütüphane.
İskoç sanatçı Katie Paterson’ın 2014’te başlattığı yüz yıllık proje kapsamında, her yıl bir yazar daha önce yayımlanmamış bir eserini bu kütüphaneye teslim ediyor. 2114 geldiğinde toplanan metinler, Oslo yakınlarına bu proje için dikilen ağaçlardan üretilecek kâğıtlara basılacak.
Margaret Atwood ile başlayan projeye David Mitchell ve Elif Şafak gibi birçok ünlü yazar katıldı. Eserler, Oslo’daki Deichman Bjorvika Kütüphanesi’nin “Silent Room” adlı özel bölümünde, cam bölmelerin içinde saklanıyor.
Austrian National Library – Avusturya

Viyana’daki Hofburg Sarayı’nın bir parçası olan Avusturya Ulusal Kütüphanesi, Avrupa’nın en görkemli Barok kütüphane salonlarından birisine sahip.
18. yüzyılda İmparator VI. Karl’ın saray kütüphanesi olarak yaptırılan yaklaşık 80 metre uzunluğundaki salonun merkezinde, Daniel Gran’ın freskleriyle kaplı dev bir kubbe yükseliyor. Koyu ceviz raflarda yaklaşık 200 bin kitap bulunurken, mermer heykeller ve bir metreden büyük Venedik küreleri salonu adeta bir saraya dönüştürüyor.
Koleksiyonun en dikkat çekici bölümlerinden biri de Savoy Prensi Eugene’e ait, renkli deri ciltleriyle yan yana dizilmiş yaklaşık 15 bin kitap. El yazmaları, papirüs koleksiyonu, nadir kitaplar ve harita koleksiyonu da burayı özel kılan hazinelerin sadece bir kısmı.
Bu yazıda dünyanın en ilginç kütüphanelerini bir araya getirmeye çalıştık. Eminiz dünyanın farklı köşelerinde, henüz adını duymadığımız ama keşfedilmeyi bekleyen bir sürü kütüphane vardır. Hep birlikte keşfedip paylaşmak dileğiyle…
Yeni rotalarda buluşmak üzere!